Abstract
Güney Sibirya’nın Kemerovo Bölgesi’nde yaşayan Şor Türkleri, günümüzde kültürlerinden uzak bir yaşam sürdürmelerine rağmen geçmişte geleneksel avcılıkta uzmanlaşmış bir topluluk olmuşlardır. Bunda yaşadıkları coğrafyanın etkisi büyüktür. Şor Türkleri hem kültürel olarak hem de iktisadi olarak yaşamlarının merkezine koydukları avcılığı büyük bir sistem haline getirmiş ve avcılık kültürü ile inançları arasında sıkı bir bağ kurmuşlar, ikisini birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak kabul etmişlerdir. Şor Türklerinin avcılık kültürünün teknik kuralları çok net sınırlarla belirlenmiştir. Bununla birlikte avlanmaya giden avcılar, büyük ölçüde insanın kontrolünde olan kültürel dünyadan, kendi yurtlarından, kendi bildikleri sınırlarından çıkan ve doğanın derinliklerine giden, dolayısıyla doğaüstü ruhların egemen olduğu yeni ve yabancı bir bölgeye giren varlıklar olarak görülmüşlerdir. Bu düşünce yapısı, Şor Türklerinin avlanma eylemini başından sonuna mistik bir süreç olarak algılamalarına ve kültür dünyası ile tabiat arasındaki eşiği aşan avcıya hassas süreçten geçen hassas bir varlık olarak davranılması gerektiği inancına zemin oluşturmuştur. Zorlu bir av süreci için taygaya giden avcının yurda yeniden dönüşü, mistik sürecin başarı ile tamamlanması anlamına gelmektedir. Şor Türklerinin av sezonunun başarılı sonucunu kutlamak için “Mıltık Payram” adını verdikleri bir eğlence düzenledikleri bilinmektedir. Bu çalışmada Şor Türklerinin avcılık kültürünün teknik sistemi ve kültürün etrafında gelişmiş inanış ve uygulamalar ele alınarak kış avcılığının sonunda kutlanan “Mıltık Payram” üzerinde durulacaktır.